Ana Sayfa  İletişim   

 

Özgeçmiş

Fotoğraflar

Teknik Dökümanlar

Megadeth

Anti Gökçek

Linkler

ANTİ GÖKÇEK

Otomobillerin şehri, Mega-Taşrapol Ankaranın Padişah uslüplu Belediye Başkanı İ.Melih Gökçek niye bana konu oldu? Bunun bir kaç sebebi var. En önemlisi; ben Ankara çocuğuyum ve Ankaranın modern ve güzel görünümlü bir şehir olması elbette beni ilgilendiriyor. Fakat İ.Melih Gökçek Ankaranın başına geldiği günden beri Başkent iyiden iyiye paspal bir görüntüye büründü. Estetikten uzak olduğu kadar bir o kadar abartılı ve sevimsiz bir hale büründü. Malesef bu durumu analiz edebilecek toplum yapımız son yıllarda son derece azaldığı için, (seçim sonuçlarını incelemek yeterli olacaktır) yapılan işe yaramaz metal yığıntısı köprüler, antipatik parklar, sinir bozucu kültür faaliyetleri artık benimde bir iki laf etmemi gerektirdi. Bakalım Milliyet yazarlarından Tanıl Bora 2 Nisan 2004 yılı yazısında Ankaranın Hükümdarı hakkında neler demiş?
 

   Gökçek elinde Ankara, bir mega-taşrapol'e dönüştü. Onun temsil ettiği zihniyet dünyasında şehir,sadece 'büyük br yer'. İnsanları çok yönlü bir beşeri ilişkiler ağı içinde buluşturan,onlara 'çılgın kalabalığın ortasında' özgürlük sağlayan bir sosyal ortam değil. Sadece ve sadece büyük bir yer. Şehri bir doku olarak düşünmüyor o. Büyük alışveriş merkezleri, 'Avrupanın en büyük park alanı' Göksu, konut alanları vs. ayrı ayrı duruyorlar; Melih Gökçek bu tesisler arasındaki trafiği mümkün mertebe hızlandırmaya azmetmiş,kavşak üstüne kavşak,alt geçit üstüne alt geçit konduruyor. Ankara, bir köşesinden diğerine transit geçiş halinde  yaşanan bir komplekse dönüştü. 'Yer' leri birleştiren bir bütünlük duygusu kalmadı; muhtelif modüller var,aralarında da trafik var, o kadar. Yayan yaşanabilir bir şehirdi, bu güzel özelliğini kaybetti. Dünyanın en yaya düşmanı şehirlerindendir artık.

  Bir zamanlar bir orta sınıf idili olan Ankara, artık zengin-yoksul uçurumunun hızla derinleştiği bir şehir. Ve İ. Melih Gökçek, bir yandan doğalgazı Türkiyenin hiç bir yeriyle mukayese edilemiyecek kadar pahalı satarken, bir takım mega projelere gaz vermek için hesapsız borçlanmalarla ve ikram ihalelerle şehir halkının ümüğünü sıkarken, bir yandan da yoksulların yanağını okşuyor. Belediyenin inayeti olarak yardımlar dağıtıyor; sık aralıklarla düzenlenen halk konserlerinde, ahalinin üzerine süpriz hediyeler saçıyor. Çaya ekmek banarak nefsini doyuran, hiçbir şeyden umudu olmayan insanlar, "Bir tek Melih Gökçek'ten yardım geliyor" diyorlar

   Gökçek'in Popülizm'i faşizan bir renge bürünebiliyor kolaylıkla. Onun belediyeciliğini şehircilik,planlama,mimarlık ilkeleri açısından eleştiren meslek kuruluşlarına karşı kullandığı provakatif dille....meşhur "Böyle sanatın içine tükürürüm" lafıyla....Neden kadın sığınma evleri açmadığını soranlara "Oralarda neler yapıldğını söylemeye terbiyem müsait değil" deyişiyle...hem garibanların 'okumuş zübbelere' karşı duyabileceği hıncı,hemde koyu muhafazakarlığın ruhunu okşuyor.

   Şimdi bilmem kaç metrelik döner semazen(tabiiki eteğinin altında alışveriş merkezi),peluş oyuncaklardan hayvanat bahçesi,tayyare biçiminde heykel-lokanta(aydınlatmalı!) gibi projelerle dev ölçekli bir köy panayırının fantezilerini kuruyor. Ankara, güzel Ankara..Seni görmek ister her bahtı kara.....

 

Niye Anti-Gökçek

Ana Sayfa  İletişim